Yükseköğretimde Değişiklikler Yapan Tasarıda Neler Eksik?

Bilindiği gibi daha önce detayları açıklanan yükseköğretim tasarısı geçtiğimiz günlerde gazi meclisimizde oylanarak yasalaşmıştır. Tasarı faydalı bazı maddeler içermekle birlikte birçok eksik bulundurmakta ve bazı maddeler ise çeşitli bürokratik boşluklar içermektedir. Ne yazık ki kapsamlı ve tüm paydaşların görüşleri dikkate alınarak yapılmış bir değişiklik yapma şansı şimdilik kaçmıştır. Özellikle ÖYP’li araştırma görevlilerinin mağduriyeti gibi herkesin fikir birliğine vardığı bir konu bile YÖK’ün inadı yüzünden düzeltilememiştir. Ne yazık ki YÖK’ün inadı ülkemizin geleceğini ciddi şekilde etkilemiş ve etkilemektedir. Yine Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da özellikle üzerinde durduğu yardımcı doçentlik kalkmamış, yalnızca ismi değişmiştir. Mevcut durumda bu konuda değişen hiçbir şey bulunmamaktadır! Yine doçentlik sözlü sınavı kalktı denilse de tam olarak kalkmamış, üniversitelere bırakılmış ve bu durum potansiyel sorunların habercisi olmuştur. Bu bağlamda daha önce de defaten dile getirdiğimiz yapılması gereken değişiklikler ve yeni tasarı sonrası mevzuatlar ile düzenlenmesi gerekecek bazı bürokratik boşluklar bulunmaktadır. Komisyonda Genel Başkan düzeyinde değişiklikleri izleyen ve tecrübelerini aktaran tek sendika olarak her türlü sorunun çözümü noktasında paydaş olmaya hazır olduğumuzu hatırlatıyor, ortak aklın ürünü olacak yeni değişiklikler için çalışmaya hazır olduğumuzu bu vesile ile tekrar bildiriyoruz.

    • Tasarı üniversitelerimizin doçentlik sözlü sınavı yapabilmesine imkân tanımaktadır. Her ne kadar bu sınavın yapılmasına karar verildiğinde sınav ÜAK tarafından da yapılacak olsa bu durum çeşitli karışıklıklara yol açabilecek ve zamanla sözlü sınav tekrar adet haline dönecektir. Sözlü sınav yapılmasının önüne geçilmesi daha faydalı olacaktır. Elbette akademik kalite gibi sorunlar akla takılmaktadır. Ancak kalite en önemli eğitim olan doktora aşamasında sağlanmalıdır. Kalite, zaten öğretim üyesi olmuş bir kişinin sınava sokulması ve eziyet edilmesi ile ölçülmemeli, bütün dünyada geçerli olan doktora eğitimi sırasında ölçülmelidir. Eğitim veremeyecek kurumlara zorla eğitim yaptırılmamalı, yeterli olmayan kişilere “doktor” unvanı verilmemeli, doktora eğitimi zorlu ve kaliteli bir eğitim süreci olmalıdır. Asıl önemli kısım buradadır. Aksi halde zaten öğretim üyesi olmuş ve öğrenci yetiştiren ve bilimsel araştırma yapan bir insanın yalnızca kadro alabilmesi için sözlü sınava sokulmasının hiçbir mantıklı izahı bulunmamaktadır. Bunun yerine doktora yeterlik sınavı iyi bir kalitede yapılmalıdır.

     

  • Bütün bunların yanı sıra özellikle sözlü sınav yapacak ve yapmayacak kurumlar arasında hakkaniyet ile ters düşecek durumlar oluşacaktır. Mesela sözlü sınava gerek duymayan bir kurumda doçent ve profesör olmuş, hatta 4 seneden fazla profesör olarak çalışarak kıdemli profesör olmuş bir kişi doçentlik sözlü sınavı bulunan bir kurumun profesörlük kadrosuna atanacağında ne olacaktır? Kıdemli ve nüfuzlu bir profesör geriye dönülüp sözlü sınava mı alınacaktır? Eğer alınmayacaksa bu durumda o kurumda daha önce doçentlik sözlü sınavına girenlerin günahı nedir? Doçentlik sözlü sınavı olan bir kurumdan olmayan bir kuruma geçiş yapılarak profesör olduktan sonra aynı kuruma dönmeye çalışanların önüne nasıl geçilecektir? Veya yine sözlü sınava gerek duymayan bir kurumda doçent ve profesör olmuş bir kişi ÜAK tarafından doçentlik sözlü sınavına girecek bir adayın jürisine konulacak mıdır? Sözlü sınav görmemiş bir kişi bir başkasına sözlü sınav yapacak mıdır? Daha bunun gibi birçok bürokratik ve hakkaniyete ters problem gün yüzüne çıkacak, insanlar arasında gerilimlere sebep olacaktır. Ne yazık ki bu ve bunun gibi oluşabilecek sorunlar düşünülmeden yapılan değişiklikler yok olmaya mahkumdur. Bu tür konular acilen, sorunların oluşması beklenmeden, mevzuatlar ile düzenlenmelidir.

  •  
  • Adı değişen yardımcı doçentlik kadrosu kaldırılmalı ve beraberinde her seferinde sıfırdan kadro ilan edilmesi durumu (profesör kadroları hariç olmak üzere) kaldırılmalı, üst kadroların kurum değişikliği yapması teşvik edilmelidir. Bu durum ek mali ve sosyal haklar ile sağlanmalıdır.

  • Kadro ilanı yalnızca ilk basamak kadrolar ile kurum veya fakülte değiştirirken uygulanmalı ve tamamen o alandaki tüm akademisyenlerin başvurusuna açık olacak şekilde genel şartlar koyularak yapılmalı ve tüm ilanlar YÖK üzerinden duyurulmalıdır.

  • “Doktor” Unvanını alan her akademisyen yine otomatik olarak ders verme, yeşil pasaport, mevcut yardımcı doçent maaş artışı ve proje yazma gibi tüm özlük haklarına kavuşmalıdır. Bu kadroya geçiş otomatik olmalı ve yeniden kadro ilanına gerek duyulmamalıdır.

    • Öğretim görevlisi kadrosuna atanacak uzmanların ders veremeyeceği şeklindeki madde eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağı için kaldırılmalı ve durum üniversitenin takdirine bırakılmalıdır.

    • Doktora bitiren herkes ders verebilmelidir.

    • 2005 sonrası ve Doğu/Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde bulunan üniversitelerimize ek teşvikler verilmelidir.

    • Doçentlik sisteminde atama şartlarının üniversiteler tarafından en fazla ne kadar arttırılabileceği belirlenmelidir. İyi bir sistem oturtmuş ve ekipler içinde hiçbir zorluk çekmeden çalışan akademisyenlere kıyasla taşra üniversitelerinde daha düşük şartlarda çalışmış insanların önünü kesecek şekilde astronomik şart değişikliklerine kesinlikle izin verilmemelidir.

    • Ek şartlar profesör kadrosu içinde uygulanabilir. Örneğin büyük üniversitelerde profesörlük için yapılması gereken yayın şartı daha fazla ve bekleme süresi daha uzun iken desteklenmesi gereken üniversiteler için daha az olabilir.

    • Doçentlik sistemine getirilen şartlar kesinlikle alan bazlı olmalı, detaylı olarak belirlenmeli mümkünse kitap veya bölüm yazarlığı veya çevirisi şartı doçent olmak için gerekli görülmelidir. Bu durum ülkemizdeki temel kitap eksikliğini ciddi azaltabilirken akademisyenlerde sözlü sınava çalışmamalarından kaynaklı oluşabilecek teorik bilgi eksiğini giderecektir. Bu da yine sözlü sınav yerine bir alternatiftir. Ancak etik ihlallere yönelik kontroller olmalıdır.

    • Doçentlik eser aşamasında öznellik kesinlikle olmamalıdır. Sistem tamamen puanlama şeklinde yürümelidir. Yayınların yapıldığı dergilerin kalitesi de en azından belirli şartlar altında hesaba katılmaya başlanmalıdır.

    • Doktora sürecindeki yayınlarda doçentlikte kabul edilmelidir.

    • Uluslararası bilimsel kongrelere katılıma herhangi bir bildiri olmasa da her akademisyen için yılda iki defa (1 yurtiçi ve 1 yurtdışı) üniversiteler tarafından destek verilmelidir.

    • 2547 sayılı kanunun 50/d maddesi gereğince doktora sonrası görevi ile ilişiği kesilen araştırma görevliliği sisteminde düzenleme yapılmalı, doktora sonrası en az 2 yıl daha görevlerine devam edebilmeleri ve bu sayede kadro aramanın kolaylaşması sağlanmalı, ihtiyacı olan üniversiteler için isteyenin girebileceği havuz sistemi kurulmalıdır.

    • ÖYP ile atanmış araştırma görevlilerinin daimi statülü 33/a maddesi kapsamındaki kadroları iade edilmelidir.

    • Belirli şartlar ile eş ve sağlık durumu için akademisyenlerin yeniden kadro aramadan üniversite değiştirebilmesi için düzenlemeler yapılmalıdır.

    • Mobbinge önlem alınmalı ve artık kamu kurumlarını kendi şahsi işletmeleri gibi gören kişilerin kişilere ve dolayısı ile kurumlarımıza zarar vermesinin önüne yaptırımlar ile geçilmelidir.

    • Birçok ülkede bilimsel buluşlar çok yüksek meblağlar harcandıktan sonra yapılmaktadır. Ne yazık ki üniversitelerimizin bilimsel araştırmalara ayırdığı meblağ çok kısıtlı kalmaktadır. Araştırmalar için ayırılan bütçeler arttırılmalıdır.

>

  • Geliştirme ödeneğinin devamlı hale getirilmeli ve bazı kadrolara yarım geliştirme ödeneği verilmesi durumu düzeltilmelidir.

  • Akademiye az sayıda kadro verilmesi problemi acil olarak çözülmelidir. Birçok kadronun akademik yükselmeler için harcandığı unutulmamalıdır.

  • Ek ders ücretleri ve dil tazminatları yeniden düzenlenerek arttırılmalıdır.

  • MYO’lar aktifleştirilmeli ve canlandırılmalıdır.

  • Görüşlerimizi dikkate alacağınızı umuyor ve yapılması planlanan değişikliklerin Türk Akademisine hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

    Saygılarımızla

    Dr. Vahdet ÖZKOÇAK

    ÖGESEN Genel Başkanı