Üniversiteler Bölünmeli mi? Nelere Dikkat Edilmeli !!

Bilindiği gibi meclisimizin eğitim komisyonundan geçen ve TBMM Genel Kuruluna sevk edilen yeni kanun tasarısına göre aralarında Gazi ve İstanbul gibi köklü üniversitelerimizin de bulunduğu bazı üniversitelerimizin bölünerek yeni üniversitelerin kurulması öngörülmektedir. Yeni üniversitelerin açılması ülkemiz için önemli bir gelişmedir. Elbette altyapı ve insan kaynağı sorunları daha mevcut üniversitelerde çözülmeye bile yaklaşılamamışken yeni üniversitelerin açılmasının ne kadar mantıklı olduğu önemli bir konudur. Yine de açılan yeni üniversitelerin sıfırdan kurulmayıp diğer üniversitelerden ayrılacak olması insan kaynağı açısından soruları bir nebze azaltsa da altyapı yatırımları gerektirecek olması büyük bir problem olarak önümüze ileriki yıllarda gelecektir. Yeni kurulan üniversitelerin geri kalmaması ve hızla gelişen bilime ayak uydurabilmesi için hızlıca kaynağa ulaşması gerekmektedir. Elbette bu, yalnızca yeni üniversitelerimiz için değil, tüm üniversitelerimizi için geçerlidir. Üniversitelerimize ayrılan kaynaklar arttırılmalıdır.

Parasal kaynakların yanı sıra insan kaynağı da halen üniversitelerimiz için yetersizdir. Bazı fakültelerde yeterli idari personel bile bulunmamaktadır. Bir akademisyenin yetişmesinin çok uzun yıllar aldığı düşünüldüğünde yeni kurulan üniversitelere bilinçsizce fakülteler açılmamalıdır. Bölünmedeki amaç daha efektif bir yönetim ve kaynağa daha hızlı ulaşım olmalıdır. Ne yazık ki fakülte planlamasının iyi yapılmaması mevcut üniversitelerimizin de en büyük problemlerinden biridir. Bu problem bölünen üniversitelere sıçramamalı, YÖK kesinlikle yerel siyasetin ve halkın isteğine bakarak ihtiyaç olmayan ve ayrıldığı üniversitelerde zaten var olan fakültelerin açılmasına izin vermemelidir. Akademisyenlerde düşünülmeli, giderek gelişen, büyüyen ve endüstriyel hale gelen akademiye ülkemizin ayak uydurabilmesi için gerekli maddi ve akademik destekler sağlanmalıdır. Artık yayın yapmak için parasız kaliteli dergi bulmakta bile zorlanılmaya başlandığı unutulmamalıdır. Önemli olan yalnızca sayısal değil nitelik olarak da büyümektir. Bunun tek yolu ise gerekli maddi desteklerin üniversitelerimize sağlanmasıdır.

Elbette akademik olarak adı tüm dünyada iyi bilinen İstanbul ve Gazi gibi üniversitelerimizin bölünmesi, burada görev yapan akademisyenlerimizin istemeyeceği bir durumdur ve anlayışla karşılanmalıdır. Yayın yapmak gibi birçok akademik faaliyette yeni kurulan üniversitelerin isminin bilinmemesi bir dezavantajdır ve kaynakların azlığı gibi birçok durum köklü üniversiteler ile elbette karşılaştırılamaz. Bu dezavantajların hızlıca aşılabilmesi için gerekli önlemler alınmalı ve en önemli paydaşlar olan akademisyenlerin görüşlerine önem verilmelidir.

Kurumsallaşma yeni üniversitelerimizde hızlıca sağlanmalı ve torpil ile kadrolaşma da engellenmelidir. Bu çok önemli noktalara dikkat edileceğini umuyor, yeni kurulacak üniversitelerin şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyoruz.
Saygılarımızla

Dr. Vahdet ÖZKOÇAK

ÖGESEN Genel Başkanı