Norm Kadro Yönetmeliği ve Ek Gösterge Sorunu ….

Norm kadro yönetmeliği üniversiteleri niteliğe değil niceliğe bakan, bilim üretme misyonunu ise neredeyse hiç hesaba katmayan bir uygulama olarak hayata geçmiştir.

Altını çizerek söylüyoruz; Üniversiteler sadece ders veren kurumlar değildir. En önemli misyonları bilim ve teknoloji üretmektedir. Eğer asgari kadro şartları önemli şekilde arttırılmazsa, birçok bölüm norm fazlası kadroya sahip konuma düşecek, emeklilik yaşı 75’e çıkarılan profesörler emekli olmadıkça alttan gelen kimseye kadro verilemez hale gelecektir. Bu noktada 2/3 kadro şartının hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, insanların yükselmesini baltalayacak bir başka şart olmaktan öteye gidemeyecektir.

Bilim, çırağın ustayı geçmesi ile ancak ilerleyebilir. Norm kadro yönetmeliğimiz ise çıraklara kadro vermeme üzerine kurulmuş durumdadır. Norm dışı kadro ilanları ise YÖK onayına bağlanmış ve sözde devredilen yetkinin aslında devredilmediği aşikar hale gelmiştir. Üstelik bu norm dışı ilanların kadro yükselmelerinde kullanılmaları gerekli hale gelmiştir. Bu yönetmeliğe göre bir insan ne kadar hak ederse etsin, norm kadro dolu olduğu için hak ettiği yerde kadro alamayabilir. Rektörlere de kadro vermek istemedikleri kişilere üretilebilecekleri bir bahane daha mevcut hale gelmiştir.

Yönetmelik ilerleyen süreçte çok ciddi sorunlara yol açacaktır. Norm katsayıları çok düşüktür, bu durum en parlak gençlerin akademisyenliği tercih etmesini engelleyecek, tüm akademisyenlerin hayatları boyu gelecek kaygısı ile yaşamasına sebep olacak ve hali hazırda hiçbir şey üretmeden norm kadro kaplayan herkesin ekmeğine yağ sürecektir. Umuyoruz en azından bölüm açılması için gerekli asgari öğretim elemanı sayıları ciddi şekilde arttırılır ve kadro alma problemlerinin önüne geçilmeye çalışılır. Ancak mevcut durumda bu yönetmelik, YÖK’ün alt kadro düşmanlığını bir üst seviyeye taşımış ve adeta “altta kalanın canı çıksın” noktasına kadar gelmiştir. “Dama çıkanın merdiveni attığı” sistem iyice körüklenmiştir.

Malesef norm kadro yönetmeliği tüm umutları boşa çıkarmış, bu haliyle insanları üretmeye değil, üretmemeye teşvik eder hale gelmiştir.

Diğer seçim öncesi gündem konusu da ek gösterge sorunudur.

Ek gösterge memurların, aylık ücretlerinin, emekli aylıklarının ve emekli ikramiyelerinin belirlenmesinde önemli yeri olan unsurlardan bir tanesidir. Ek göstergelerin yüksek olması emekli aylığı ve ikramiyesinin de yüksek olması demektir. Bu nedenle memurlar bulundukları unvanların 1 inci derece kadroları için belirlenen ek gösterge rakamlarının yüksek olmasını istemektedirler. Ek gösterge rakamları unvan, hizmet sınıfı ve derecelere göre farklılık göstermektedir. Ek göstergesi 3600 olan bir memur ile 2500 olan bir memurun alacağı zam oranı ya da maaş miktarı aynı olmayacaktır.

Ek göstergenin özellikle emeklilik haklarına etkisinin fazla olması nedeniyle, memurlar emekli olmadan önce 3600 ek göstergeli bir göreve atanma ya da ek göstergelerinin bu düzeye çıkarılması isteği oluşturmaktadır. 657 sayılı Devlet Kanunu’na tabi olan birçok meslek grubu ek göstergelerin artışını dört gözle bekliyorlar.

Bu düzenleme özelikle araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri başta olmak üzere bunun yanında fakültelerdeki tüm idari personel için de yapılmalıdır.

Ek gösterge meselesinin birçok kamu görevlisini, meslek grubunu ilgilendirdiğini yani ek göstergenin 3000’den 3600’e çıkarılması, 3600’den 4800’e çıkarılması her ne kadar bir gösterge rakamı gibi olsa da kişilerin emekli aylığını etkileyen önemli bir faktör olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bütün bu düzenlemelerin bir bütünsellik içerisinde hakkaniyetle yapılmasını talep etmeyiz.

 

Dr. Vahdet ÖZKOÇAK
Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN)
Genel Başkan