Milli Eğitim Bakanlığından Beklentiler Artıyor

Ülkemizin en önemli konularından biri eğitim ve eğitim sistemidir. Milyonlarca eğitimci, öğrenci ve aileyi ilgilendiren Milli Eğitim Bakanlığı görevini Prof. Dr. Ziya Selçuk’un üstlenmesinden sonra eğitim camiasında da sorunlara yönelik çözüm beklentileri artmış ve artmaya da devam etmektedir. Keza bu kısa süreçte bile çeşitli iyileştirmeler Mili Eğitim bünyesinde hayata geçirilmiştir. Atanan bakan yardımcılarının da kendi alanlarında liyakatli olması bu duruma önemli katkılar sağlayacaktır. Bakan yardımcıları İbrahim Er, Prof. Dr. Mahmut Özer, Prof. Dr. Mustafa Safran ve Reha Denemeç’e de başarılar diliyoruz. Özellikle Sayın Safran ve Sayın Özer yükseköğretimin içinden gelen ve sorunları iyi bilen deneyimli bürokratlardır. Elbette kronikleşen sorunlar dünden bugüne oluşmuş sorunlar değildir ve akşamdan sabaha kadar da çözülmesini beklemek hayalperestlik olacaktır. Ancak Milli Eğitim bünyesinde hayata geçmeye başlayan önemli değişiklikler üniversitelerimize yönelik düzenlemeler hakkında da umudumuzu arttırmaktadır. Üniversitelerimizde acil düzenlenmesi gereken birçok sorun bulunmaktadır ve bunlardan bazıları özellikle elzem hale gelmiştir.

Eş ve Sağlık Durumu Tayinleri: Zorunlu hizmet taşınması durumu hariç bu özel haklardan faydalanamayan ender meslek kollarından biri akademisyenliktir. Özellikle eş ve sağlık durumu gibi zarureti belirli şartlar ile kanıtlanmış hallerde, geçiş yapılacak üniversitenin asgari şartları da sağlanıyor ise kadro ilanına gerek kalmadan naklen geçiş hakkı olmalı ve insanların aile birliğini kurmasının ve ender hallerde gerekli olabilecek iyi sağlık şartlarına ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Hem ebeveynler hem de yeni yetişen nesillerimiz için aile birlikteliğinin sağlanması bir ihtiyaçtan öte ülkemize faydası gereği zorunluluktur.

50/D Sorunu ve Yardımcı Doçentliğin Gerçekten Kaldırılması: Ülkemizdeki mobilite eksikliğinden dolayı doktoralı bir akademisyenin bile yeni bir kadro bulması bazen yıllar sürmekte, dolayısı ile en üst seviyede eğitim almış akademisyenler 50/d kadrosu sebebi ile en verimli çağlarında işsiz kalmaktadır. Tüm alımların 50/d ile yapılması ve 33/a’ya geçişlerin de kaldırılması durumu, ülkemizde ki üniversitelerin büyük kısmının devlet üniversitesi olduğunu düşünüldüğünde uzun vadede çok ciddi zararlar verecektir. 33/a kadrosu, eski adı yardımcı doçentlik yani adı doktor öğretim üyesi olan kadronun kaldırılması ile entegre edilerek kullanılırsa, ülkemizdeki kadro ilan edilmesi zorunluluğunu ciddi olarak hafifletecektir. Ne yazık ki Cumhurbaşkanımızın doğrudan emrine rağmen yardımcı doçentlik tam olarak kaldırılmamış, yalnızca adı değiştirilmiştir. Artık yardımcı doçentlik gerçekten ve tamamen kaldırılarak sistemdeki kadro ilan etme tıkanıklığı giderilmeli ve yeni sistem kadro ilanına gerek kalmayan 33/a sistemi üzerine kurulmalıdır. Bu konuda çok detaylı raporlarımız bulunmaktadır ve istenildiğinde kadro sistemi üzerine raporlarımız dikkatinize sunulacaktır.

Doçentlik Sözlü Sınavının Tam Olarak Kaldırılması ve Doçentlik Kriterleri: Doçentlik sözlü sınavı kalktı denilse de ne yazık ki tam olarak kalkmamış, üniversitelere bırakılmıştır. Yine doçentlik şartları eski sisteme göre ciddi olarak zorlaştırılmasına rağmen sözlü sınav kalkmamış, üstüne üniversitelere atama şartlarında arttırma yetkisi verilmiş ve bu atama şartları da küçük büyük üniversite fark etmeksizin üniversiteler tarafından giderek arttırılmaya başlanmıştır. Elbette doçentlik gibi önemli bir kadronun belirli şartları olması ve adayların emek sarf etmesi gerekmektedir. Ancak burada önemli olan zorlaştırmak için adayları bıktıracak mantıksız şartlar değil mantıklı ve niteliğe yönelik şartlar olmasıdır.

Akademik Askerlik: Geçmişte de gündeme getirdiğimiz ve kabul gören akademik askerlik, yani ihtiyaç olan yerlerde akademisyen olarak çalışarak vatani görevini yerine getirebilme hakkı, bedelli askerliğin kabul gördüğü şu günlerde özellikle gündeme tekrar gelmelidir.

Araştırma Desteklerinin Çeşitlendirilmesi ve Ödenek Miktarlarının Arttırılması: Günümüzde bilim insanlarımızdan ülkemiz ekonomisine ve global bilgiye katkı yapması beklenmekte fakat ne yazık ki gerekli maddi destek sağlanamamaktadır. Birçok ülkede bilimsel buluşlar çok yüksek meblağlar harcandıktan sonra yapılmaktadır. Her ne kadar mali konular çok taraflı sorunlar da olsa, bu noktada özellikle bilimsel eğitimin en önemli safhası olan doktora süresince, bütün doktora öğrencilerine kurumları üzerinden veya kurumlarından bağımsız olarak ödenekler sağlanmalı ve bu ödenekler 10 – 20 bin TL gibi özellikle fen ve sağlık bilimlerinde yetkin ve özgün araştırma yapmaya uygun olmayan küçük rakamlar olmamalıdır.

Akademik Mobbing: Ne yazık ki yükseköğrenimde yıllardır süregelen uyarılarımıza rağmen mobbing yani psikolojik taciz ve yıldırma vakaları giderek artmakta ve bu durum birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Mobbing çalışma verimini düşürmekle kalmayıp insanların günlük hayatlarını da ciddi şekilde etkilemektedir.

Saydığımız genel sorunların yanı sıra birçok irili ufaklı sorun da bulunmaktadır. Bunlardan bazıları kısa vadeli olarak çözüm beklemektedir. Yurt dışında eğitimini tamamlayarak yurda gelen öğrencilerimizin on yıldan uzun süredir çözümsüzlükle devam eden denklik sorunları ve ALES’in geçerlilik süresi konusunda üniversitelerin farklı uygulamalarda bulunması bunlara örnektir. Yeşil pasaport hakkı bulunmayan özellikle genç akademisyenlerin bilimsel toplantılara ve araştırmalara katılımlarda zorluk yaşaması sorunu da çözülmelidir. Akademik unvana ve kadro kurumuna bakılmadan tüm akademisyenlerimize yeşil pasaport hakkı tanınmalıdır. Yine FETÖ soruşturmasında takipsizlik veya beraat aldıkları halde görevine geri dönemeyen ve bu durumun hain terör örgütünün isteyeceği şekilde devletimize küskünlerin sayısının artmasına hizmet etmesi önemli bir problemdir. İdari boşluktan dolayı şuan ilan edilemeyen ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenleme yapılması beklenen Öğretim Elemanı kadrolarının ilanı sorununun da kısa zamanda neticelenmesi 2018 kadrolarının yanmaması için önem arz etmektedir.

Tüm bu sorunlarımızın çözümü için Gazi Meclisimizin açılacağı ekim ayından itibaren siyasilerimize ve bürokratlarımıza kanun tekliflerimiz ve çözüm önerilerimiz ile her zamanki gibi destek olacağız.

Saygılarımızla

Dr. Vahdet ÖZKOÇAK
ÖGESEN Genel Başkanı