MEB ve YÖK’ün Yüz Yüze Eğitim Hazırlıkları Yeterli mi?

Uzun zamandır hem ilk ve orta dereceli okullarda okuyan öğrencilerimiz hem de Yükseköğretimi kazanmış ve dersliklerine, kampüslerine kavuşmak isteyen gençlerimiz ”Yüz Yüze Eğitim” açıklamalarını yakından takip ediyor. Birçoğu da okullarına, üniversitelerine, dersliklerine, arkadaşlarına ve öğretmenlerine kavuşmayı sabırsızlıkla bekliyor.

Bir çok canlı yayında ve röportajda da belirttiğim üzere salgın küresel ancak çözüm ulusal. Her ülke kendi değerlerine, imkan ve kabiliyetine göre Salgın ile mücadele etmekte. OECD ülkeleri arasında da okulları-kampüsleri en uzun süreli kapalı olan ülkelerden birisi de maalesef Türkiye. ”Öğrenci” sayımız ile gurur duyduğumuz alanda Eğitim konusunda gerekli adımların atılmadığı eleştirisini de sürekli yapıyoruz. Peki son açıklamalar ve hayata geçirilen işler doğrultusunda Yüz Yüze Eğitime ne kadar hazırlıklıyız?

Öncelikle dezenfektan ile dersliklerin temizlenmesi konusunda netlik yok. ”Seyreltilmiş sınıflar kadar günlerin dersliklerin hatta sınıfların bölünmesi gerekir” diyen uzmanların önerileri ne kadar hayata geçirilebilecek? Öğrencileri okula getiren velilerin aşılanması durumu da muamma. Öğretmenlerden ve Akademik-İdari personelden istenen PCR testleri de aşılama konusunda üstü kapalı bir zorunluluk getirme olarak düşünülüyor. Ayrıca servis ulaşımında hangi hazırlıklar yapılıyor ve bu hazırlıklar ne kadar yeterli sorusu da velileri ve ders verecek öğretmenlerimizi bir hayli meşgul ediyor.

Gelelim Yükseköğretime. En büyük sorunlardan birisi yaşanacak olan hareketlilik. Sonrasında da barınma konusu en yoğun tartışacağımız konular arasında geliyor. Bazı illerde kiralara ortalama %38 zam yapıldığını düşünürsek Bilim Kurulu Üyesi bir Profesörümüzün ”tek odada kalma” uyarısı da maalesef havada kalabilir. Ne demişti Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan: ””Çocuklarımızın okullarına maske ile gelmesi, okullarda maske ve dezenfektan bulundurulması, olabildiğince çocukların kendi arkadaşları ile bir arada olması, sınıflarda masaların seyrek tutulması, camların açık tutulması, teneffüslerin birbirinden farklı zaman dilimlerinde gerçekleştirilmesi, özellikle okul giriş ve çıkışlarında kalabalığa meydan verilmemesi çok önemli” demişti. Bu açıklama da gösteriyor ki ”çevrimiçi eğitim” de her zaman gündemde. Ki bazı Üniversiteler ”hibrit eğitim” kapısını da açık bıraktı.

Kısaca günlük vaka sayısı ve vefat eden sayısı bu şekilde gider ve aşılamada istenen seviyeye ulaşılamazsa Yüz Yüze Eğitim ve Hibrit Eğitim konularını daha sık tartışacağız gibi görünüyor. Akıl ve Bilimi önceleyerek, ortak akıl ile alınacak kararları kamuoyu ile anlık paylaşmalı, hem öğrenciler ve velileri hem de öğretmenler, akademisyenler ve idari personel anlık bilgiye ulaşarak çekincelerini en aza indirmeli. Unutmayalım en az Ekonomi kadar salgın döneminde Eğitimi de öncelemek zorundayız.