Keskin Sirke Küpüne Zarar Vermeye Devam Ediyor!

5 Nisan günü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde yaşanan ve bir caninin dehşet saçması ile son bulan elim olay, bizleri sistemi bir kez daha sorgulamaya itmiştir. Ne yazık ki üçü akademisyenimiz biri fakülte sekreterimiz olmak üzere dört hayatının baharında insanı feryatlar ile ebediyete uğurluyoruz. Bu olayda, mahkemenin gizlilik kararı vermesi, olayın akıl sağlığı yerinde olmayan birinin yaptığı psikopatlıktan çok daha derine gittiği görüşüne kanıt oluşturmaktadır. Akademisyenlerin “onlarca kez dilekçe verdik, hiçbir şey olmadı, korundu” dediği katil, sistemin çarpıklıklarının en büyük kanıtlarından biri haline gelmiştir.

Bir fakültenin tamamını FETÖ’cü olmakla suçlayan, öldürmekle tehdit eden bir insana ve eşine karşı, akademisyenlerin eli kolu bağlanmıştır. Bu kişinin Rektörün açıklamasına göre üniversitesinde yürütülen tek soruşturması hayatını kaybeden hocalarımızdan biri ile yaşadığı sorun sonucunda açılmış ve bu bile bir katliama dönüşmeye yetmiştir. Üniversitedeki dilekçe ve görüşmelerinden, bu adam bizi öldürmekle tehdit ediyor feryatlarından sonuç alamayan akademisyenlerin, çaresiz verdikleri dilekçelerini tekrar üniversiteye yollayarak harika bir iş yapan YÖK, yetki devri yaptık diye övünmektedir. Sendikamız daha önce defalarca kez disiplin yetkilerinin devredilmesinin olumlu bir şey olmadığını belirtmiş, ancak dikkate alınmamıştır. Hala daha sistemimiz saldırıyı yapanın ÖYP’li mi yoksa YLSY’li mi olduğunu tartışıp ÖYP’yi hedef göstermeye çalışadursun, ölen hocalarımızın ikisinin ÖYP’li birinin YLSY’li olduğu gerçeği değişmeyecektir. Mesele, bir sistem sorunudur ve akademik camia içerisinde her kesimden bu tarz vicdansız insanlar olduğu su götürmez bir gerçektir. Keskin sirkenin küpüne zarar vermesi misali, sistem akademik camiaya ciddi zararlar vermektedir. Bunun üstünün örtülmeye çalışılmasının, kurumların başına Yeni! ifadelerinin konmasının bir şeyi değiştirmediği ortadadır. Kendi kurumunu şikayet eden insanların dilekçelerini tekrar kurumuna iletmek gibi dâhiyane çözümler, akademiyi bugün olduğu hale getirmiştir. Kuzunun kurda teslim edildiği bu sistem artık her kesimin oturup konuşacağı bir ortamda tartışmaya açılmalı, siyasi, sendikal, vakıf vb. görüşlere göre iş yapma devri acilen kapanmalı, iftira atanlar makam ve mevki gözetilmeden görevden alınmalıdır. Modern yükseköğretim sisteminin, yalnızca 33/a araştırma görevlisi kadrosunun kaldırılıp 50/d’ye dönüştürülmesi ile gelemeyeceği aşikardır. Sistemin adalet ve eşitlik üzerine kurulması gerekmektedir. Yoksa yitirdiğimiz canlarımız ne yazık ki son olmayacaktır.

Artık akademiye, vicdan, liyakat, dürüstlük, adalet ve empati gereklidir. Hayatını kaybedenlerin ailelerinin bir nebze olsun huzur bulmasının tek yolu, yalnızca tetikçi bir katilin değil, ihmali olan herkesin gerekli cezayı almasıdır. Kesinlikle kimse korunmamalı, olayın üstü örtülmemelidir. ÖGESEN olarak konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Bu vesile ile tekrar hayatını kaybeden Mikail YALÇIN, Fatih ÖZMUTLU, Yasir ARMAĞAN ve Serdar ÇAĞLAK’a Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyoruz.

Saygılarımızla

Dr. Vahdet ÖZKOÇAK
Genel Başkanı