Doçentlik Sözlü Sınavı Tamamen Kalkmalı

Bilindiği gibi daha önce detayları açıklanan yükseköğretim tasarısı geçtiğimiz günlerde gazi meclisimizde oylanarak yasalaşmıştır. Tasarı faydalı bazı maddeler içermekle birlikte çeşitli eksikler de bulundurmakta ve bazı maddeler ise çeşitli bürokratik boşluklar içermektedir. Bunlardan biri de doçentlik sözlü sınavının mevcut halidir. Yine doçentlik sözlü sınavı kalktı denilse de tam olarak kalkmamış, üniversitelere bırakılmış ve bu durum potansiyel sorunların habercisi olmuştur. Her ne kadar bu sınavın yapılmasına karar verildiğinde sınav ÜAK tarafından merkezi olarak yapılacak olsa da bu durum çeşitli karışıklıklara yol açabilecek ve zamanla sözlü sınav ya tamamen kalkmak zorunda kalacak ya da tekrar adet haline dönecektir. Elbette yıllardır yaşanan durumlar, insanların keyfiyeti sözlü sınav yapılmasının önüne geçilmesinin daha faydalı olacağını bize göstermiştir. Elbette akademik kalite gibi sorunlar akla takılmaktadır. Ancak kalite en önemli eğitim olan doktora aşamasında sağlanmalıdır. Kalite, zaten öğretim üyesi olmuş bir kişinin sınava sokulması ve eziyet edilmesi ile ölçülmemeli, bütün dünyada geçerli olan doktora eğitimi sırasında ölçülmelidir. Eğitim veremeyecek kurumlara zorla eğitim yaptırılmamalı, yeterli olmayan kişilere “doktor” unvanı verilmemeli, doktora eğitimi zorlu ve kaliteli bir eğitim süreci olmalıdır. Asıl önemli kısım buradadır. Aksi halde zaten öğretim üyesi olmuş ve öğrenci yetiştiren ve bilimsel araştırma yapan bir insanın yalnızca kadro alabilmesi için sözlü sınava sokulmasının hiçbir mantıklı izahı bulunmamaktadır. Bunun yerine doktora yeterlik sınavı iyi bir kalitede yapılmalıdır. Bütün bunların yanı sıra özellikle sözlü sınav yapacak ve yapmayacak kurumlar arasında hakkaniyet ile ters düşecek durumlar oluşacaktır. Mesela sözlü sınava gerek duymayan bir kurumda doçent ve profesör olmuş, hatta 4 seneden fazla profesör olarak çalışarak kıdemli profesör olmuş bir kişi doçentlik sözlü sınavı bulunan bir kurumun profesörlük kadrosuna atanacağında ne olacaktır? Kıdemli ve nüfuzlu bir profesör geriye dönülüp sözlü sınava mı alınacaktır? Eğer alınmayacaksa bu durumda o kurumda daha önce doçentlik sözlü sınavına girenlerin günahı nedir? Doçentlik sözlü sınavı olan bir kurumdan olmayan bir kuruma geçiş yapılarak profesör olduktan sonra aynı kuruma dönmeye çalışanların önüne nasıl geçilecektir? Veya yine sözlü sınava gerek duymayan bir kurumda doçent ve profesör olmuş bir kişi ÜAK tarafından doçentlik sözlü sınavına girecek bir adayın jürisine konulacak mıdır? Sözlü sınav görmemiş bir kişi bir başkasına sözlü sınav yapacak mıdır? Daha bunun gibi birçok bürokratik ve hakkaniyete ters problem gün yüzüne çıkacak, insanlar arasında gerilimlere sebep olacaktır. Ne yazık ki bu ve bunun gibi oluşabilecek sorunlar düşünülmeden yapılan değişiklikler yok olmaya mahkûmdur.
Bu bağlamda sendikamız Genel Başkanı Sayın Dr. Vahdet Özkoçak doçentlik sözlü sınavının mevcut durumuna yönelik bir anket düzenlemiştir. Buna göre anketin sonucunda, katılanların %85’i sözlü sınavın tamamen kalkması gerektiğini belirtmiştir. Sözlü sınavın inisiyatife bırakılmaması, belirli yazılı kriterlerin baz alınması hem daha hakkaniyetli olacak hem de ülkemiz şartlarına daha çok uyacaktır. Umuyoruz bu ilk adımın devam gelecektir. Akademisyenlerimizin beklentisi de bu şekildedir.
Saygılarımızla

ÖGESEN