Basına ve Kamuoyuna;

AKADEMİDE FETO YAPILANMASI VE ÖYP ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİN
DURUMU ÜZERİNE SENDİKAMIZIN DEĞERLENDİRMESİ

Basına ve Kamuoyuna;

Türk Akademisinde iki tip araştırma görevliliği bulunmaktadır. İlki 2547 sayılı kanunun 33/a maddesi uyarınca atanan, ikincisi ise yine aynı kanunun 50/d maddesi uyarınca atanan araştırma görevlileridir. Her iki kadro da sözleşmeli kadrolar olmalarına rağmen temel bir farkları vardır. 33/a kadrosundaki araştırma görevlileri eğitimleri yani doktoraları bittikten sonra Arş. Gör. Dr. Olarak görevlerine devam etmekte iken 50/d maddesi kapsamındaki araştırma görevlilerinin görevleri ile ilişikleri kesilmekte yani işsiz kalmaktadırlar. Bir diğer deyişle 33/a kadrosu sınırsız süreli bir kadro iken 50/d sınırlı süreli bir kadrodur. YÖK’ün kısa süre önce kaldırdığı ÖYP (Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı) kapsamında atanan araştırma görevlileri işte bu kadrolardan 33/a kadrosu uyarınca atanmaktaydılar. 02.09.2016 tarihine kadar ülkemizde yaklaşık 6000 50/d kadrosunda araştırma görevlisi bulunmakta idi ve yıllardır bu kadronun tamamen kaldırılarak tek tip Araştırma Görevliliği kadrosu olması noktasında tarafımızdan çalışma yürütülmekteydi. Ancak 02.09.2016 tarihi itibari ile yayınlanan 674 sayılı KHK ile HİÇBİR ayrım gözetmeksizin TÜM ÖYP’li araştırma görevlileri 2547 sayılı kanunun 33/a maddesinden 50/d maddesi kapsamına geçirilmiş yani bir nevi kadroları, işleri ellerinden alınmıştır. Bu durum tüm ÖYP’li araştırma görevlilerinin FETÖ mensubu gibi algılanmasına sebep olmuştur. Birçok devlet büyüğümüzün kuru ile yaşın birbirinden ayrılacağını defalarca kez söylediği şu günlerde böyle bir değişikliğin yapılması bizlerde şok etkisi yaratmıştır. Binlerce masum genç akademisyen yine mağduriyetler, işsizlik, mobbing ve daha birçok sorunla yüz yüze kalmıştır. Bilindiği gibi ÖYP alımlarında 3 farklı kriterin bir araya gelmesi ile oluşturulan ÖYP Puanı kullanılmaktaydı. Bunlar; Not Ortalaması, Yabancı Dil Puanı (YDS veya eşdeğeri) ve Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) Puanıdır. Bir kişinin bu kadroya hile ile girebilmesi için bu üç puanın ortalamasının yüksek olması gerekmektedir. Bu puanlardan ALES ve YDS merkezi sınavlardır. Bu sınavlara hile karışmış ise bile not ortalamasına hile karıştırılmasının imkansızlığı ortadadır. Ayrıca herkesin girdiği bu merkezi sınavlarda bileğinin hakkı ile yüksek puan alabilen binlerce vatansever akademisyen ve akademisyen adayı zan altında kalmaktadır. Elbette bu kadroları haksız işgal edenler var ise görevlerinden alınmalı ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Ancak herkesin aynı kefeye konduğu bu karar ile suçlu suçsuz ayrımı yapılmamış, tüm ÖYP’liler mağdur edilmiştir. Rahatça görülebileceği gibi ÖYP ile atanmış herkesin suçlu olması gibi bir durum imkansızdır. Bütün ÖYP’lilerin FETÖCÜ damgası ile karşı karşıya kaldığı bu karar hukuki bir faciadır. Bu karar Devletimizin güvenilirliğine zarar vermekte ve hak ederek görevine atanan insanların haklarını elinden sorgusuz almaktadır.

Ülkemiz 15 Temmuz gecesi tarihinin en kanlı darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Yüzlerce vatandaşımız darbecilere karşı mücadele ederken hayatını kaybetmiş, onlarcası yaralanmıştır. Toplumun her kademesinden olduğu gibi akademisyenlerimiz de o gece vatan savunmasında yerlerini almışlardır. Bu şer odaklarına yönelik sokak sokak yapılan mücadele ile darbe girişimi püskürtülmüş ve devletimizin her kademesine yayılan yeni bir mücadelenin kapısını aralamıştır. Böylelikle Devletimizin içine sızmış olan söz konusu odakların sökülüp atılması bir vatandaşlık görevi olarak karşımızda durmaktadır. Tüm bu çabaların başarıya ulaşabilmesi için öncelikle adil bir ayrım yapılması ve suçlu ile suçsuzun Hz. Ömer adaletiyle ayırt edilmesi gerekmektedir. Bu konuda devletimize güvenimiz tamdır. Ancak, takiyye konusunda üstün başarıya sahip söz konusu örgüt (FETÖ) ile mücadelede toptancı politikalardan vazgeçilmesi elzemdir.

Yayımlanan KHK ile tüm ÖYP’lilerin kadro tiplerinin değiştirilmesi FETÖ ile mücadeleye ne gibi bir katkı sağlayacaktır? Bu sorunun cevabı ne yazık ki mantık çerçevesinde verilememektedir. ÖYP Araştırma Görevlilerinin 50/d kadrosuna geçirilmesi FETÖ ile mücadelede herhangi bir yarar sağlamayacak aksine zararlı olacaktır. 33/a kadrosunda yapılamayan hangi uygulama 50/d kadrosunda yapılabilecektir? Nasıl ki 2010 KPSS ile atanan herkes soruların çalınmasından sorumlu değil ise bütün ÖYP’liler de yapılan hatalardan sorumlu değildir. Bu çok mühim hatanın siyasiler ve yetkililer tarafından acilen fark edilerek düzeltilmesini talep ediyor, bu mağduriyetler giderilene kadar ÖGESEN olarak her türlü girişimi yapacağımızı bildiriyoruz.

Sonuç itibariyle, tüm ÖYP araştırma görevlilerinin kadrosunun değiştirilmesi hem FETÖ ile mücadelede eksiklik yaratacak, vatansever Anadolu insanının mağdur olmasına sebep olarak FETÖ’nün değirmenine su taşıyacak hem de binlerce genç akademisyenin çalışma sevkini yok edecektir. Bağımsız olarak sürdürdüğümüz mücadelemizde takipçilerimiz ve üyelerimizle beraber Devletimizin sonuna kadar destekçisiyiz. Bu hatanın en kısa sürede düzeltileceğini umuyor ve bekliyoruz.

Saygılarımızla.

Vahdet ÖZKOÇAK
Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN)
Genel Başkanı