Tam Tezime Başlayacağım, Bir Türlü Motive Olamıyorum!

16 Temmuz 2014 Çarşamba günü, ÖGESEN olarak ilk icraatlarımızı ifa ederken, mecliste şu konuşmalar geçiyordu:

“Aslında, Türkiye’de uluslararası bilimle yarışamamamız, aynı zamanda inovasyona dayalı, icada dayalı ürünleri üretemememiz temelde uluslararası yarışta olmamızdan kaynaklanıyor. Bunun da temel nedenlerinden biri sadece maaş değil, bunun temel nedenlerinden biri, üniversitelerin döner sermayelerinin ve üniversitelerin araştırma altyapılarıyla birlikte bir motivasyonun olmamasından kaynaklanıyor”

…”Bunları neden söylüyorum? Aslında önümüzde duran büyük bir problem var. Bu da ne? Üretememe problemi, projeleri geliştirememe, Türkiye’nin önünde oluşacak problemleri öngörememe problemi var.”

 

Aslında konuşmayı yapan sayın milletvekiline katılıyorum. Türkiye’de proje geliştirmede tıkanıklıklar var. Ama bunlar motivasyon eksikliğinden kaynaklanmıyor, aksine motivasyon eksikliği bu “proje geliştirememe” durumundan kaynaklanıyor. Proje geliştirememe durumu ise, altyapı eksikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle Fen ve Sağlık Bilimlerinde. Örneğin bir cihazınız arızalanıyor, garantisi bitmiş, tamir ettirmeniz lazım. Dekanlığa yazıyorsunuz, kabul edilmiyor. Ödenekleri milyonlarca lira olan üniversiteniz 2000 lirayı çok görüyor. Proje yazıyorsunuz, yeterli cihazınız, tecrübeniz olmadığı için kabul edilmiyor. Cihazınızı proje olmadan nasıl alacaksınız? Dekanlıklar almıyor. Tecrübeyi nasıl edineceksiniz? Alamadığınız ödeneklerle kurs kurs, kongre kongre gezerek mi? Peki ya gerekli kimyasallar, malzemeler? Halbuki o reddedilen proje ile cihazlarınız alınacaktı, bozuk olanlar tamir edilecekti, tecrübe kazanılacaktı. Gelecek nesillere kurulu altyapılar bırakılacaktı. Sonra çaresiz aranızda para topluyorsunuz, cihazınızı tamir ettiriyorsunuz, yine cebinizden kurslara, kongrelere gidiyor, kitap alıyorsunuz. Bir doktora veya yüksek lisans projesinden bin bir zorlukla para arttırarak, birazda cebinizden ekleyerek gerekli malzemeleri alıyorsunuz. Sonunda iyi kötü bir yayın yapıyorsunuz. Sonra üç ay kuru ekmekle geçinirsiniz artık.

Ama motivasyonunuz tam olur (!)

Herkes üniversite ödeneklerinin çokluğundan bahsediyor. Peki bu ödenek üniversitelerde akademisyenlere yansıyor mu? Cihaz olarak, yatırım olarak dönüyor mu? Peki nereye gidiyor bu ödenekler? Bizlere gelmediği kesin. Birde üzerine mobbinge uğruyor, göreviniz olmayan işleri yapıyorsanız..

İşte bütün bunlar motivasyon eksikliğinin sebebi. Zaten yukarıda saydığım sebeplerle hiç bir zaman paranız yok, üstüne üstlük birde maaşlarınız Güney Afrika’da çalışan meslektaşınızdan bile 2,5 kat daha az.

2000 lirasını daha aldığımız gün kaybettiğimiz 2400 liralık maaşımızla, motive bir şekilde nasıl çalışabiliriz? Ne yazık ki bu sistem değişmeden “motivasyon” akademisyenler için imkansız.

Peki nasıl düzelir bu sistem? Cevabı çok basit.

#akademikzam, üniversite ödeneklerinin nerelere harcandığının detaylı takibi ve proje kriterlerinin insanlara zorluk çıkartacak şekilden kolaylık sağlayacak şekle değiştirilmesi. Ondan sonra kurulu laboratuarlarımızla, sonuna kadar kimyasallarla dolu raflarımızla patent almazsak, işte o zaman kızın bizlere.

 

Birde kürsüye yeni çıkan vekillerimizden biri, “Akademik Zam” önergesinin aleyhinde konuşmak için söz alarak şöyle başlıyor konuşmasına:

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bizim üniversiteleri nereden nereye getirdiğimizi cümle âlem biliyor. Görmek istemiyorsanız size söyleyecek sözümüz de yok. Ancak ben bu konuşmamda, özellikle bütün dünyanın gözü içerisine baka baka Filistin ve Gazze’de sergilediği vahşete ilişkin, İsrail’i kınamaya dönük bir konuşma yapacağım değerli arkadaşlar”

 

Sayın vekili kutluyorum. Çünkü sonuna kadar haklı. #akademikzam için aleyhte söylenecek söz mü var?

 

*Milletvekillerimizin konuşmaları meclis tutanaklarından alıntıdır.

Atahan TOĞAY

ÖGESEN Kurucu Üyesi